Ahmet Kırtok ve kirtok.com Buluşması
November 13 2008, 5:57am

Ahmet Kırtok ismini,Genç Girişimciler Kulübünde verdiği Amerika'da Girişimcilik ve İnternet "100 Dolar'ın Hikayesi" konferansı vasıtası ile duymuştum. Vakti zamanında haberim olmamıştı bu konferanstan ama GGK sağolsun, videosu olduğunu bir gece saat 2:00 gibi farketmiş, 2 saat uzunluğunda olduğunu görünce de "yarın sabah izlerim" demiştim. Fakat ilk 5 dakikasına bakayım derken kaptıracağımı hiç düşünmemiştim. Bittiğinde 5'e geliyordu saat. Beni bu kadar yakalayan şey, Ahmet Kırtok ile çocuk yaşlardan itibaren paylaştığımız ortak bir paydamız (girişimcilik) olması değildi sadece, heyecanı ve kibirsiz, rahat tavrı da çok hoşuma gitmişti. Videonun başlangıcında biraz temkinliydim. Çünkü o kadar çok "ben başardım, ben yaptım, ben ben ben..." insanı görüyordum ki günlük hayatta, zihnen böyle olmayanların bile takıldığı bir filtre yaratmıştım. Mevlana'nın "Bir kimsede kibir varsa bu, söz söylerken soğan gibi kokar." sözü, bu tarz insanlar karşısında yaşadığım sıkıntıyı çok iyi özetliyor. Bir de "Cahil karşısında kitap kadar sessiz olun" sözü eklenince büyük düşünürün, hem cahil hem de kibirli insanlar karşısında sessizce duran ve biran önce o durumdan kaçmak isteyen bir ruh haline bürünüyorum. Acaba böyle biri mi diye temkinli başladığım video ilerledikçe, rahat, konusuna hakim, başarılarını kibir tuzağına düşmeden paylaşabilen bir girişimci gördüm karşımda. Keyifli bir 2 saat geçirmiş ve bir çok not almıştım zihnimde, video biterken.
Bu başarılı girişimcinin bir blogu da olduğunu keşfettim ve bir çırpıda orada yazdığı tüm yazıları da tek tek okudum, bazılarına yorum yazarak düşüncelerimi paylaştım. Google Reader'ıma da ekleyince RSS'ini, yapabileceklerim bitmişti.
Ta ki kendi girişimim olan takasmerkezi.com ile ilgili tatsız bir olayın, tanışmamıza vesile olmasına kadar. Herkesin sanki fırsat beklermişçesine sadece bize yüklendiği bir dönemde, Ahmet'in gönderdiği bir eposta, yüreğime su serpmişti. Benzer bir durumun ABD'de yaşanması durumunda olacakları anlatıyor ve bize destek veriyordu. Bu vesile ile tanışmak istediğini de eklemişti.
Takip eden günlerde mailleşmeler yerini skype'da uzun saatler süren sohbetlere bırakmıştı. Konuşacak çok şey vardı ve bunları işlerimizi aksatmadan da yapmak çok zordu. Yüzyüze de görüşmek dileğini sık sık dile getiriyorduk bu sebeple.
Girişi toparlayacak olursam, Türkiye tatiline gelmesi ile 1 hafta kadar önce kendisini ve kardeşi Volkan'ı ofisimde misafir etme şansım oldu. Yine saatler süren keyifli bir sohbet yaptık. Karşılıklı bir çok e-iş fikrini paylaştık, tartıştık. Takip eden süreçte birlikte yer alabileceğimiz bazı projeler için niyetlerimizi de gözden geçirdik. Umarım bu anlamda güzel haberler vermek kısmet olur.
Bu sohbette kendi kişisel blogu olan kirtok.com için bir buluşma yapmak istediğini, blogunda bu yönde istekler geldiğini söyledi. Etohum'un ilk yapıldığı yer olan Profilo AVM'deki Schiller Cafe bu anlamda çok doğru bir mekan olacaktı.
Bu yazıyı yazmama konu olan kirtok.com buluşması böylece dün, yani 12 Kasım 2008'de gerçekleşti. Saat 17:00'da yola çıktığım halde, ancak 19:00'da yani bir saat gecikme ile varabildim. Bakırköy'den Mecidiyeköy'e 2 saatte gidebilmek, istanbul trafiğinin artık ne büyük bir işkence olduğuna kanıttır.

Sinirli halim geç te olsa yetişmiş olmanın verdiği rahatlama ile geçti ve sohbeti dinlemeye başladım. Katılımcılar arasında önceden tanıdığım Murat Esenli (nihayet yüzyüze de tanışmak vesile oldu), Uğur Özmen, yine twitter - friendfeed'den tanıdığım Uygun Bodur ve Ali Rıza Babaoğlan da vardı.
Yaklaşık 10-15 kişilik samimi bir sohbet ortamında, internetten, girişimcilikten, krizden, krizin internete olası etkilerinden, e-iş projelerinden, türkiye'deki durumdan bahsedildi. Ahmet'in ABD tecrübesi herkesi bir "Amerika - Türkiye" kıyaslamasına sürükledi ama orada da durumun pek farklı olmadığını, sıkıntılara değil fırsatlara odaklanılması gerektiğini ilk ağızdan duymak herkes için önemliydi.
O kadar çok şey konuşuldu ki her birini hatırlamak imkansız ama benim dikkatimi çekenlerden en önemlisi, blogların gücüne parmak basması oldu. Blogların henüz Türkiye'de emekleme aşamasında olduğu, gelecekte bunun nasıl bir güç olacağını vurguladı ve sadece Türkçe blog yazmanın ne büyük bir hata olduğunu anlattı. İngilizce de yazıldığı taktirde örneğin Mehmet Esenli ve Uğur Özmen'in önemli bir gelir elde edeceğine dikkat çekti. Sorduğunda her ikisinin de herhangi bir gelir elde etmediğini öğrendik. Halbuki bu değerli paylaşımların maddi de bir kazanç sağlaması gerekiyor ki devam edebilsinler. Sanıyorum takip eden günlerde her ikisinden de yabancı dilde yazmak anlamında adımlar göreceğiz.
Benim yıllar öncesinden içleştirdiğim (mecburen) bir gerçek te herşeyin devletten, kurumlardan, sistemden beklenmemesi gerektiğidir. Bu yönde de benzer düşünceler ve tecrübelerden bahsetti Ahmet.

Takip eden süreçte bu keyifli sohbetin yaklaşık yarım saat kırkbeş dakikalık bir kesitini de izleme şansınız olacak yaptığımız video kaydı dolayısı ile.
Buluşmanın fotoğraflarına buradan ulaşabilirsiniz.
Başta Ahmet Kırtok'a ve diğer tüm katılımcılara, katılımları ve paylaşımları için teşekkür ediyorum.
Böyle buluşmalar için her fırsatı değerlendirmek gerektiğini düşünüyor ve bu buluşmanın, diğer blog sahiplerini de tetiklemesini diliyorum.
Önder EREN - 13.11.2008
Tümü
Blog
