Etohum 4 Eylül Toplantısı ve Markafoni.com
September 5 2008, 8:30am

Her hafta Perşembe günleri düzenlenen etohum toplantılarını kaçırmamaya çalışıyorum. Her toplantıda yeni bir yerli girişimi tanımak, kurucularının ağzından dinlemek ve tabi sanal olmayan bu sosyal ağda farklı insanlar tanımanın büyük faydalarını görüyorum. Bundan sonra, katıldığım toplantılar ile ilgili görüşlerimi de buraya yazmaya çalışacağım.
Her hafta etohum'a katılımın arttığını görmek sevindirici. Fakat bu hafta da devam eden bir sorunu yazmadan edemeyeceğim. Ses! Konuklar çıplak sesle konuşunca, ilk 5 metre içerisindekiler hariç kimse malesef duyamıyor. Duyamayanlar da bir süre sonra asıl amaçtan kopuyor ve kendi aralarında sohbete başlıyorlar. Bu da zaten duyulmayan konuşmalara bir de fon gürültüsü eklenmesine sebep oluyor ki çok yakın oturduğum halde, bir noktadan sonra bu zorlanmaya daha fazla dayanamadım ve dikkatim dağıldı. Belki de bu yazıda eleştireceğim konulara bile cevaplar verdi kurucular ama dediğim gibi bunları yakın oturanların bile duyamadığı bu atmosfer dolayısı ile bir fikrim yok. Bu sorunun sonraki toplantılarda düzeltileceğine dair bilgi aldım.
Bu haftaki etohum toplantısının konuğu, farklı bir eticaret yaklaşımına sahip olan markafoni.com idi. Kurucu Tolga H. Tatari ve ortağı, rakamsal sorular hariç, projeleri ile yaklaşık 1 saat kadar konuştular.
Markafoni, 2 ay önce yayına geçmiş ve şu anda da beta yayında olan bir eticaret sitesi. Niş noktası, kapalı bir platform yaratarak, burada üyelerine, markalı ürünlerde büyük indirimler sağlamak.
Site bir üyelik mekanizmasına sahip. Üye olabilmek için ya site içerisinden bir üye size davetiye göndermeli ya da siz bir üyeyi (ve onun eposta adresini) tanıyor olmalısınız. Davetiye epostasını aldıktan sonra ise, basit bir formu doldurarak siteye üye oluyorsunuz.
Toplantıda vurgulanan %70'e varan indirimler noktasını, aktif 3 kampanyada inceledim ve gördüğüm maksimum %40 civarında indirimler olduğu idi. Tabi ki "%70'ye varan" vb. söylemler, gündelik veya online ticarette sıkça karşılaştığımız bir pazarlama kalıbıdır ve bu sebeple yoruma açık böyle ifadeleri yadırgamıyorum. Her kampanyanın belirli bir süresi var ve bu süre bittiğinde, sunulan bu "indirimli satın alma" imkanı da bitmiş oluyor.
Ürünlerin normal fiyatları ve markafoni.com fiyatlarını görmek mümkün. Burada aslında liste fiyatı üzerinden indirimin yüzdesi değil, bildik eticaret sitelerine göre yapılan indirimin oranı benim için önemliydi fakat incelediğim ürünleri bildik sitelerde göremedim. Bu da bu kıyası yapmamı mümkün kılmadı. Tasarım olarak baktığımızda ise, oldukça sade ve yabancı örneklerine yakın bir tasarım anlayışı görüyoruz. Eticaret sitelerinde alıştığımız mekanizmalar, doğal olarak markafoni.com'da da mevcut.

Kaboodle gibi öncü sitelerle hayatımıza giren Sosyal Alışveriş (social shopping) kavramı, alışverişin bir sosyal ağ ile entegrasyonu olarak özetlenebilecek yeni bir trend. Türkiye'de bu trendi baz alan henüz kayda değer bir girişim yok ve markafoni'nin bir parça bunu yapmayı hedeflediğini tahmin ediyorum. Belki sonraki fazlarda, sosyal alışveriş trendine daha uygun bir yapıya doğru hareket ettiklerini görürüz.
Bununla birlikte, aklıma takılan en önemli soru (ki benzer sorular toplantıda sorulduğunda kurucuların verdikleri cevaplar benim için tatmin edici olmadı) sistemin kilit parametresi gibi görünen "üye olmak için davetiye veya referans" şartı idi. Toplantıya gelenlerin neredeyse hiçbiri, izlemek için geldikleri girişim hakkında fikir sahibi değillerdi üye olamadıkları için. Bu noktada yine etohum organizatörlerine önemli bir ev ödevi çıkıyor. Toplantı öncesi katılımcıların siteyi inceleyebilmeleri için davetiye almaları sağlanmalıydı. (toplantı sonrası herkese bu davetiyeler geldi tahminimce bana da geldiğine göre)
1959'da Elliot Aronson ve Judson Mills tarafından yapılan bir araştırmanın temel dayanak noktasına bakacak olursak, "Bir şey elde etmek için pek çok sorunla karşılaşan ve acı çeken kişiler, buna, aynı şeyi çok az zahmetle elde eden kişiden daha çok değer verirler" ilkesine ulaşıyoruz. Bu ilke bugün internet ortamında bilerek veya bilmeyerek pek çok site tarafından, özellikle davetiye mekanizması ile işletiliyor. Burada amaç, üyeye "ayrıcalıklıyım" hissini vermek tabi ki.
Bunun en iyi örneğine eksisozluk'te rastlıyoruz. Başlangıçta sadece server sorunları yüzünden kapatılan üyelik, zamanla değerlenmiş ve belki de kurucularının bile beklemediği birşeye, "nesil" kavramı üzerinden bir statüye sebep olmuştu. Böylece her nesil kendisinden sonraki nesillerden kendini doğal olarak daha üst statüde görmüş ve hatta yeni üyeliklerin açılmasına karşı çıkanlar (sitenin genel kalitesinin düşeceği gibi anlamsız bir savunma ile) olmuştu. Bugün ne kadar bilgili ne kadar paylaşımcı olursanız olun, eksisozluk yazarı olmak kolay değildir ve belki de bu yüzden eksisozluk diğer tüm girişimlerden öndedir.
Yine google hizmeti olan gmail, başlangıçta sadece davetiye mekanizması ile hizmet vermiş, bu da gmail sahibi olmanın bir statü gibi algılanmasına ve insanların üçer beşer eposta adresleri kaydetmelerine sebep olmuştur. Şu anda gmailde isteyen hemen bir hesap açabiliyor ve böyle bir statü artık mevcut değil.
Tüm bunlardan sonra, markafoni.com'un davetiye mantığını inceleyecek olursak, amacın böyle bir statü yaratmak olduğunu tahmin ediyorum. Fakat, üye olmanın üyeye, üye olmayanlara göre önemli bir statü kazandıramaması durumunda, bu amacın da sekteye uğrayabileceği aşikar. Yani sadece %X oranında bir indirim sağlamak, üyeliğin devamı ve sitenin sahiplenilmesi için yeterli olmayabilir. Kaldı ki üye kalmak için belirli şartların olmaması, üye olduktan sonra herhangi bir davetiye sınırı olmadan istediğimiz kadar kişiyi davet edebilmemiz, bu kişilerden birinin alışveriş yapmasının kişi başına bize para kazandırması, bu kapalı topluluğun, aynı sosyo-ekonomik statüde insanlardan oluşan homojenik yapısını kesinlikle bozacaktır. Bu bozulduğunda ise, "ayrıcalık" hissinin yok olması ve sitenin rekabet noktasında sıkıntılar yaşaması olasılığı doğacaktır. Çünkü büyük bir grubun (örneğin hepsiburada.com) benzer bir site operasyonunda, üreticilerden çok daha büyük indirimler alabileceği aşikardır ve bu noktada markafoni.com'un bu tip bir rekabete nasıl dayanacağı önemli bir soru işareti olmaktadır.
Beta yayın sonrasında da bu davetiye mekanizmasının devam edeceğini söyleyen kurucuların, zaman içerisinde nasıl farklılaşacağını ve davetiye-referans kavramının altını nasıl dolduracaklarını yakınen takip etmeye çalışacağım.
Markafoni.com' a, eticaret macerasında başarılar diliyorum.
Önder EREN - 05.09.2008
Tümü
Blog
